Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Soğuk havaların günden güne artmasıyla artan gribal hastalıklara karşı şifa çorbası evlerde pişmeye başladı. Kelle ayak ve yanaklardan oluşan geleneksel kışın atom bombası çorbası tarifini işin ustası verdi.
Çorbacı Ramazan Bademci, müşterilerinin özellikle kendilerini halsiz hissettikleri ve hastalanmaya başladıklarını düşündükleri dönemlerde "atom" istediğini söyledi. Bademci, kendilerine özgü sosla hazırladıkları "atom"un içerisinde kelle ve ayak etinin yanı sıra özellikle yanak etinden ayırdığı parçaları kullandıklarını belirtti. Çorbaya beyin de eklediklerini ifade eden Bademci, tüm malzemelerin ocakta uzun süre kaynatılarak hazırlandığını anlattı. Çorbacı Ramazan Bademci, "Mevsim geçişlerinden dolayı insanların vücudunda şu anda değişimler fark edilmeye başladı. Biraz soğuk havaların başlamasıyla beraber gribal enfeksiyonlar da ortaya çıktı. Ufak tefek grip belirtileri başladığı zaman müşterilerimiz sürekli bize geliyor ve 'Ağabey, senin atomundan acil bize yap, hastalanmaya başlıyorum' diyor. Tabii bizim atomumuzun kendimize özel bir sosu var. Onunla beraber kelle, ayak ve özellikle kendim seçerek ayırdığım yanak etinden alıp, üzerine beyin de ekliyoruz. Ocakta güzelce kaynatıyoruz. Bizim özel bir acı biberimiz var. Acıyı sevenler için bunu biraz fazla kullanıyoruz. Boğazdaki enfeksiyonları alıp, orayı temizlesin, komple vücudun ısısını yükseltsin diye hazırlıyoruz. İçen herkes de memnun kalıyor. Olmazsa olmazı kolajen ayak paçayı zaten yaptığımız çorbada da kullandık. İçine kolajeni ekledik. Kendi sosumuzla beraber kolajen de vücudu komple toplamaya başlıyor ve etkisini hızlı bir şekilde gösteriyor" dedi.

Atomun temelini kelle paçanın oluşturduğunu söyleyen Bademci, kullanılan malzemelerin kaynatılmasıyla farklı bir lezzetin ortaya çıktığını söyledi. Bademci, "Kelle paça dediğimiz zaman atom bu işin zirvesi oluyor. Sakatatın hepsi içinde olmuş oluyor. Kaynayarak önünüze geldiği zaman bütün malzemeler özdeşleşiyor ve farklı bir lezzet ortaya çıkıyor. Soğuk algınlığı olan, öksüren, grip olan mutlaka bizim buraya uğruyor. Bizi bilen müşterilerimiz mutlaka geliyor, hemen çorbayı içiyor ve rahatladığını görüyor. İçine kullandığımız biber de doğal bir biber. Özellikle getirtiyoruz ve mideye herhangi bir rahatsızlık vermiyor. Vücut ısısını 3-4 dakika içinde yükseltmeye başlıyor. Acı ağzınızda zaten 2-3 dakika sonra kalmıyor" ifadelerini kullandı.

Kelle paçayı dışarıda içmek yerine bu kez evde kendim yaptım. Kelle, yanak ve ayakları aynı tencerede uzun uzun kaynatınca hem etleri yumuşacık oldu hem de çorbanın suyu oldukça yoğun bir kıvam aldı. Özellikle soğuk günlerde sofraya sıcak sıcak koymalık, eski usul bir tarif.

Malzemeler
Yarım kelle
2 adet dana ya da kuzu ayağı
300-400 gram dana yanağı
1 adet kuru soğan
5-6 diş sarımsak
1 yemek kaşığı sirke
1 tatlı kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber
1,5-2 litre su

Terbiyesi için:
1 yumurta sarısı
1 yemek kaşığı un
Yarım limonun suyu
1 kepçe çorba suyu
Üzeri için:
1 yemek kaşığı tereyağı
1 tatlı kaşığı pul biber
Nasıl yaptım?
Önce kelleyi, ayakları ve yanağı güzelce yıkayıp geniş bir tencereye aldım. Üzerlerini geçecek kadar su koyup yaklaşık 10 dakika kaynattım. İlk kaynama suyunu döküp malzemeleri tekrar güzelce duruladım. Böyle yapınca çorbanın suyu daha temiz oluyor.
Daha sonra kelleyi, ayakları ve yanağı yeniden tencereye aldım. Üzerine soğanı ikiye bölerek ekledim ve yaklaşık 1,5-2 litre sıcak su koydum.
Kısık ateşte, acele etmeden pişirdim. Burada önemli olan yüksek ateşte hızlıca kaynatmak değil; etlerin kemikten kolayca ayrılacağı kadar uzun süre pişmesini sağlamak.
Düdüklü tencerede yaklaşık 1,5 saat, normal tencerede ise etlerin durumuna göre 3-4 saat kadar pişirebilirsiniz.
Pişen kelle, yanak ve ayakları tencereden çıkardım. Biraz soğuyunca kelle ve yanaktaki etleri ayırıp küçük küçük doğradım. Ayakların da yenilebilen etli kısımlarını ayırarak çorbaya ekledim.
Çorbanın suyunu süzerek tekrar tencereye aldım. Ezdiğim sarımsakları ve sirkeyi ilave ettim.

Bir kasede yumurta sarısı, un ve limon suyunu güzelce çırptım. Çorbanın sıcak suyundan bir kepçe alıp terbiyeye yavaş yavaş ekledim. Bunu yaparken sürekli karıştırdım.
Terbiyeyi birdenbire kaynayan çorbaya dökmek yerine ılıştırarak eklemek önemli. Böylece yumurtanın kesilmesini önlüyoruz.
Terbiyeyi tencereye yavaşça ekleyip sürekli karıştırdım. Birkaç dakika daha kısık ateşte kaynattıktan sonra doğradığım etleri yeniden tencereye koydum.
Son olarak tereyağını eritip pul biberi ekledim ve üzerine gezdirdim.
Bu çorbanın asıl lezzeti bence acele etmemekte. Kelle, yanak ve ayak iyice pişmeden tencereyi ocaktan almamak gerekiyor. Özellikle yanağın uzun süre pişince lokum gibi yumuşaması çorbaya ayrı bir lezzet veriyor.
Bir de sarımsak ve sirkeyi çok erken eklemiyorum. Çorbanın son aşamasında eklediğimde hem kokusu hem de ekşiliği daha belirgin kalıyor.
Ben servis ederken isteyenin tabağına biraz daha sarımsak ve sirke koyuyorum. Yanına da sıcak ekmek olunca tam bir kış sofrası oluyor.