Google Derinlemesine Analiz, Teyitli Haber! Tıkla ve favori kaynağın yap.

Siyasette bir günde dört mevsim yaşanmaz

GİRİŞ:
2026-10-05
saat ikonu 09:51
|
GÜNCELLEME:
2026-10-05
saat ikonu 09:51

1 Ekim’de ’nin yeni yasama yılı açılırken, muhalefetle arasındaki “ayağa kalkma-kalkmama” tartışması yeniden gündeme geldi.

Bu kez milletvekilleri Erdoğan Genel Kurul’a geldiğinde ayağa kalkmadı; konuşması başlamadan önce de salonu terk etti. Parti, bu kararını daha önce duyurmuştu.

Oysa yalnızca bir yıl önce tablo farklıydı.

’de normalleşme sürecini başlatan , 1 Ekim 2025’te Erdoğan’ı ayakta karşılama ve Meclis resepsiyonuna katılma yönünde tavır almıştı. CHP içinde farklı tepkiler görülse de genel yaklaşım normalleşme mesajıydı.

Aradan bir yıl geçti.

Erdoğan aynı Erdoğan, Özgür Özel yine muhalefetin başındaki isim. Ancak siyasi tavır tamamen değişti. Geçen yıl Cumhurbaşkanı’nı ayakta karşılayan Özel ve ekibi, bu yıl Erdoğan’ın konuşması öncesinde Meclis’i terk etti.

Peki ne değişti?

Geçen yıl neden ayağa kalktınız, bugün neden kalkmadınız? Dün doğru olan bugün neden yanlış?

Siyasette pozisyonlar değişebilir. Ancak seçmene bunun gerekçesi anlatılmalıdır. Çünkü siyaset yalnızca tepki göstermekten ibaret değildir. Muhalefetin en önemli adresi Meclis’tir; vatandaşın geçim sıkıntısı, ekonomi, adalet, işsizlik ve eğitim gibi sorunları burada gündeme getirilir.

Meclis’i terk etmek ise verilmek istenen mesajın önüne geçen yeni bir tartışma yaratır. Nitekim bu tavır, Meclis’in işlevi ve siyasi nezaket açısından da eleştirildi.

Siyasette bir günde dört mevsim yaşanmaz.

Türkiye’de dört mevsim aynı anda yaşanabilir; ancak siyasette dün savunulanın bugün tersine dönmesi, mutlaka açıklama gerektirir.

Bir yıl önce “normalleşme” diyen siyaset bugün “salonu terk etme” noktasına geldiyse, seçmenin sorusu basittir:

Ne değişti?

FON KRİZİNDE DE AYNI SORUN

YENİ Parti’nin fon krizindeki tutumu da benzer bir tartışma yarattı.

İddiaların araştırılması meşrudur ve gereklidir. Ancak bilgi ve belge varsa açıklanmalı, soruşturmanın sonucu beklenmelidir.

Fon krizinde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, kendisi ve eşiyle ilgili iddiaların ardından görevlerinden istifa ederek soruşturmanın bağımsız yürütülmesi için siyasi sorumluluk aldığını açıklayıp görevlerinden istifa etti. Ardından savcılık, malvarlıklarına ilişkin tedbir talebinde bulundu.

Burada temel ayrımı unutmamak gerekir:

İddia başka şeydir, suçun kesinleşmesi başka. Soruşturma başka, hüküm başkadır.

Kim hakkında olursa olsun iddialar araştırılmalı, gerçek ortaya çıkarılmalıdır. AK Parti içinden de Kaya hakkındaki iddiaların doğru olması halinde istifa etmesi gerektiğini söyleyen açıklamalar geldi.

Muhalefetten beklenen aynı ölçüyü bütün siyasi aktörlere uygulamasıdır. Bir yanda “kim olursa olsun araştırılsın” denilirken, diğer yanda siyasi yakınlık nedeniyle kendi belediye başkanlarına farklı standart benimsenirse siyasete duyulan güven zedelenir.

YENİ Parti’nin sınavı devam ediyor. İsim sorununu aşamamış, örgütlenmesini henüz tamamlamamış ve belediyelerini iktidar partisine kaptıran bir yönetim ne derece güven verebilir.

Günlük ve anlık değişen siyaset anlayışı vatandaşın aradığı güven duygusuna ulaşmayı güçleştirir.

Güven hissetmeyen seçmenin zihninde oluşabilecek, ‘Bu ekip devleti yönetemez’  algısı belki de en tehlikeli sonuç olabilir.