Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Soframızda bilgi kirliliği
Beslenme, insanın yaşamla kurduğu en temel bağlardan biri. Yüzyıllardır soframızda şekillenen yemek kültürü, gelenekler, alışkanlıklar ve kuşaktan kuşağa aktarılan bilgilerle zenginleşmiş durumda. Ancak bugün sağlıklı yaşam arayışımızda, doğru bildiğimiz pek çok yanlış da hayatımıza giriyor. Özellikle sosyal medyada dolaşan tavsiyeler, kulaktan kulağa yayılan bilgiler ve birinin doğru dediğine diğerinin yanlış dediği bilimsel veriler, yeterince araştırılmadan benimsenen alışkanlıklar, sağlıklı beslenelim derken yanlış tercih yapmamıza neden oluyor.
Oysa beslenme, yasaklar ve katı kurallardan ibaret olmamalı. Önemli olan neyi, ne kadar, nasıl ve hangi koşullarda tükettiğimiz.
Gelin, soframızda sıkça karşılaştığımız bazı beslenme yanlışlarına beraber bakalım.
Doğal iki değerli besin
Herkesin aksine tahinle pekmezin birlikte tüketilmesinin doğru olmadığını düşünüyorum. Pekmezin içerdiği şeker ve tahinin yüksek enerji değeri birlikte enerji patlaması yaşatabilir. Çok ölçülü davranmak gerekir. Fayda umarken şeker yükselebilir.
Anadolu mutfağının geleneksel lezzetlerinden tahin, susamın öğütülmesiyle elde edilen; bitkisel yağlar, protein, lif ve mineraller bakımından zengin bir besin. Doymamış yağ asitlerinin yanı sıra magnezyum, kalsiyum, demir, fosfor, potasyum ve çinko içererek kemik sağlığına, kas fonksiyonlarına ve enerji metabolizmasına katkı sağlayan değerli bir besin kaynağı. Ancak pekmezle birlikte besleyici olması, sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmiyor.
Bazı ürünlerin kavrulması doğru mu?
Çifte kavrulmuş tahin veya kavrulmuş kuruyemişin zararlı olma iddiası var. Bazı araştırmalar, kavurma işleminin sıcaklık ve süresine bağlı olarak bazı antioksidan bileşenleri azaltabildiğini, bazı bileşenleri ise değiştirebildiğini gösteriyor. Bu nedenle badem, fındık ve diğer kuruyemişleri çiğ veya uygun sıcaklıkta kavrulmuş, tuzsuz biçimde tüketmek daha bilinçli bir tercih olur.
Birlikte tüketilmesi gerçekten yanlış mı?
Yoğurtla ıspanağın birlikte tüketilmesini sakıncalı gören bilimsel bir kanıt yok. Brogren ve Savage tarafından Asia Pacific Journal of Clinical Nutrition dergisinde yayımlanan bir araştırmada, süt ürünlerinin ıspanakla birlikte tüketilmesinin zararlı olmadığı ve bağırsakta oksalat emilimini azaltabileceği belirtiliyor.
Benzer şekilde et yemeğinin yanında yoğurt veya ayran içilmesi de sindirim bozukluğuna direk yol açan bir alışkanlık olarak görülmese de kalsiyum, özellikle bitkisel kaynaklı demirin emilimini aynı öğünde bir miktar azaltabilir. Demir eksikliği riski taşıyan kişilerin öğün düzenlerini buna göre planlaması yararlı olabilir.
Burada önemli bir ayrıntıyı da atlamayalım
Ferritin, besinlerde bulunan ve vücudun demir depolarını gösteren bir protein. Kırmızı et, balık, yumurta, baklagiller ve koyu yeşil yapraklı sebzeler demir kaynakları arasında yer alır. C vitamini içeren besinlerle birlikte tüketilmeleri, özellikle bitkisel demirin emilimini artırabilir.
Çayın zamanı
Türk mutfak kültüründe yemeğin hemen sonrasında çay içmek neredeyse zorunlu bir ritüel. Ancak çayın içerdiği polifenoller, özellikle bitkisel kaynaklı demirin emilimini azaltabilir. Demir eksikliği bulunan veya bu açıdan risk taşıyan kişilerin çayı yemekten hemen sonra içmek yerine öğünlerden ayrı tüketmesi önerilir. Bir-iki saat ara vermek, bu etkileşimi azaltmak açısından makul bir yaklaşım.
Yemek sırasında su içmek
Yemek sırasında su içmenin sindirimi bozduğu düşüncesi yine bilimsel olarak desteklenmiyor. Ancak Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz ve bazı doktorlara göre yemek sırasında aşırı sıvı ve su tüketiminin sindirim sistemini olumsuz etkilediği belirtiliyor. Burada dikkat edilmesi gereken, şekerli ve yüksek kalorili içeceklerin gereksiz tüketiminden kaçınmak.
Meyvenin veya tatlının yemek sonrasında yenilmesi
Yemek ile meyve veya tatlının arasına mutlaka iki saat konulması gerektiği iddiası da bilimsel görülmüyor. Sindirim sistemi, farklı besinleri aynı öğün içerisinde sindirebilecek şekilde çalışır. Meyvenin besin değerini koruması için aç karnına tüketilmesi gerekmez. Ancak tatlı veya meyve tüketiminde porsiyon ve şeker miktarı da çok önemli.
Akşam saat altıdan sonra yemek
Saat 18.00'den sonra yemek yenilmemesi gerektiği şeklindeki kesin kuralın da bence herkes için geçerli bilimsel bir karşılığı yok. Bununla birlikte ağır yemekleri yatmadan hemen önce tüketmemek, uyku kalitesi ve sindirim rahatlığı açısından yararlı olabilir. Benim tavsiyem akşam yatmadan 2-3 saat önce yemeği kesmek.
Sonuç olarak
Sağlıklı beslenmenin sihirli hiçbir formülü yok. Ne tahin tek başına gençliğin anahtarı ne zeytinyağı sınırsız tüketilebilecek bir mucize ne de belirli saatlerden sonra yemek başlı başına bir sağlık sorunu.
Sağlıklı yaşamın temelinde çeşitlilik, denge, ölçü ve sürdürülebilir alışkanlıklar var.
