Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Ne zaman kendiyle baş başa kalmak istese önüne kuş ölüleri çıkan biri, sonunda vazgeçerek “Artık hayatımda yeni bir sayfa açmam gerekiyor.” demeye başladı.
Aldığı karar çok kıymetli olsa da ülkenin ana haber bültenlerinde ne ona ne de onun gibi yaşayanlara yer yoktu. “Operasyon”, “vurgun”, “gözaltı”, “kara para”, “zam”, “saldırı”, “fon” ve “cinayet” kelimelerinin çokça vurgulandığı gündemde bazı şeylere sıra gelmiyordu.
YARALI KUŞLARA BAKANLARLA KERVANSARAYLARIN YERİNE GEÇENLER
Büyükşehir keşmekeşinde yaşayanlar, birçok şeyden sıkıldığında kendisini yakındaki bir AVM’ye atarak refah seviyesi yükselmiş gibi hissederken herhangi bir alışveriş yapmadan bu duruma erişmelerinden ötürü kendilerini hiç tebrik etmediler.
Sıcak havalarda ılık, soğuk havalardaysa sıcak olan AVM’ler, eski çağın kervansarayları yerine geçince Osmanlı zamanında kanadı kırık leyleklerin bakımı için kurulan vakıfların yerini de bugün kasasından para yerine ilaç çıkan iyiliği şüpheli dernekler aldı.
İhtiyaç sahiplerinin sayısının günden güne artması ve onları kurtaracağını iddia eden derneklerdeki yolsuzluklar etraflıca konuşulmayınca farklı alanlardaki usulsüzlükler de hâkim ve savcıların önündeki dosyaları yükseltmeye başladı.
KENTLERDE YAŞANAN BAZI ŞEYLER NEDEN NOT EDİLMİYOR?
Kent insanı, bir pazar günü için evden biraz hava değişikliği için çıkıp yine bir şeyler aldığından borçlanarak geri döndüğünde henüz kredi taksitleri bitmemiş aracına kapısının önünde yer bulmasıyla seviniyor. Ama onun bu sevinci bir pazarın daha elinden kayıp gitmesine mani olamıyor.
Aynı kentlerin hafta içi bir gününde büyük bir hastanesinde başı, iki elinin arasında zorlu bir ameliyatta olan yakınını dualar ve türlü kaygılarla bekleyenlere de dikkat edilmiyor nedense.
Gerçekleştirmek için bir ömür verilen istekler ve buna bağlı gittikçe şişen borçlar, yaşamla ölüm arasındaki yoğun narkozlu saatlerde ne kadar da anlamsız oluyor.
Acılı bekleyişlerin kaydı düşülmüyor. Pahalı mağazaların parlayan camekanlarında bundan bahsedilmiyor ama sonu “99” ile biten sözde fiyat indirimleri, mutsuzluklarını sosyal medyada sürekli kendi fotoğrafını paylaşarak gizlemeye çalışanları hep mutlu ediyor. Belki de onlar da bunun, mutlu olmak için başka gerekçe çıkaramamanın zorunlu bir avuntusu olduğunun kaskatı farkında.
BU KAÇINCI KAÇIRILAN OTOBÜS?
Lüks bir otomobilin ve evin, kentlere kibirle bakan reklam panolarındaki tanıtımlarında güneş doğmadan yola çıkmak zorunda kalan bir çalışana yer verilmedi şimdiye kadar. Bu düşünülürken içine iğne atsan düşmeyecek hâldeki bir toplu ulaşım aracı durağa yaklaşıyor. Aracın içine giremeyen çalışan, reklam panosundaki lüks eve ve otomobile bakakalarak söyleniyor: “Bu otobüsü de kaçırdık, bir dahakine.”
“Bir dahaki” otobüs onu işine yirmi dakika geciktirdiği için amirinin suratı sirke satıyor, üstelik alanlardan para da istemiyor!
“KUŞ AVCILARI ÖLDÜRÜLMELİ”
Soranlara asla ismini vermek istemeyen vatandaş, kendiyle baş başa kalmaya çalışırken yoluna sanki bilerek çıkan kuş ölülerine hüzünle bakmamayı öğrenmeye niyetlendiğinde bunu kamuoyuyla asla paylaşmak istemiyor.
Kamuoyu tüm yaşananlardan habersizken sonunda çevrede kuş ölüsü olmadığından emin bir hâlde soğuk bir kaldırım taşına oturarak söyleniyor kahramanımız: “Hayatımda yeni bir sayfa açmam gerektiğini artık kabul etmeli ve bir yerden başlamalıyım.”
Sözleri sanki bir yerlerden duyulmuşçasına bir güvercin umutla havalanıyor gökyüzüne. Az önce hayatı için çok önemli karar alan kişi, uçan kuşa bakıp sessizce bir cümle daha kuruyor: “Kuş ölülerinin önüme ya da başkalarının önüne çıkmaması için onları avlayanları ortadan kaldırmak gerekiyor.”
DENİZE NAZIR TIMARHANEDE 2 KİŞİLİK ODA
Kurduğu son cümleden utanan kahramanımız, polisi arayıp kendisini hemen ihbar ediyor: “Herhangi bir kuş avcısını öldürmek istiyorum, lütfen ben eyleme geçmeden siz beni yakalayın.”
Adresini verdikten sonra bulunması hiç de zor olmuyor. Yaşadıklarıyla asla bir ana haber bültenine konu olmayan kahramanımız, elinden herhangi bir kaza çıkmadan denize nazır bir akıl hastanesinde 2 kişilik bir odanın penceresinden dalgaları izliyor.
Mavi suları izlemekten yorgun düşünce yatağının yanındaki boş yatağa bakarak şöyle diyor: “Bugüne kadar alıp uygulamadığım kararlar için de bir yatak ayrılması çok iyi oldu doğrusu.”
O, bunu der demez yaralı bir kırlangıç konuyor penceresine.
