Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Birbiri ardına tam 30 günü tamamlayan çalışanlar, yeni bir aya daha kavuştukları için seviniyorlar. Hesaplarına bir maaşın yansıması bu sevincin kaynağı oluyor.
Emeklerinin karşılığı olarak yatan ücreti, borçlarını kapatmak için ince planlarla harcıyorlar. Bu sırada ne ömürlerinden giden 30 gün ne de bunun bir daha geri gelmeyeceği gerçeği konuşuluyor.
“Geçen gün ömürdendir.” diye hatırlatanlara “Ama benim sigorta primim de yatıyor, emekli olacağım sonunda.” sözüyle karşılık verenler de oluyor.
GEÇİM EKONOMİSİ
Para denen satın alma aracı, harcamanın şekline göre hâlden hâle girmeye çok uygundur.
Ayda 200 bin TL kazanıp 2 kişilik bir geçimi sağlayamayanların yanında 80 bin lira ile 5 nüfusa bakanlar, iktisat profesörlerini şaşkınlığa uğratır.
Üniversitelerimizde “bereket” denen kavram üzerinde durulmaz da kapitalizmin kurucusu Adam Smith ile komünizmin kurucusu Karl Marx’ın geliştirdiği teoriler ders konusu olur hep.
Akademisyenlerin de hakkı vardır. Bereket pek de öyle bilimsel olarak açıklanması mümkün olan bir kavram değildir çünkü.
Türkiye’de üç haneli enflasyonun yaşandığı dönemlerde 6-7 nüfuslu aileler bir maaşla geçinebilirken bugün 2-3 maaşın girdiği evlerde geçim daha da zorlaşmıştır. Bu durumu “bilim ışığında” açıklayanlar “Masraf kalemleri artmıştır.” diyor.
VURGUNCULUĞUN BÖYLESİ
Son günlerde gittikçe büyüyen fon soruşturması, dar gelirli vatandaşı şaşırtırken konuşulan ve “affını isteyen” isimlerle daha farklı bir boyut kazanmaya başladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Sorumluluğu olan kim varsa hukuk önünde hesap sorulacak.” sözleri, ortaya çıkan pisliğin, halının altına süpürülerek geçiştirilmeyeceğine yönelik bir güvence verirken vurgun ve vurgunculuk da tekrar gündem oldu.
Soruşturma konusu isim ve şirketler somut herhangi bir şey üretmeden hisse hareketleriyle milyarlarca lira kâr elde ederken namuslu alın teriyle gayret edenlerin geçim sorunu yaşaması hem ekonomiye hem de siyasete olan güveni derinden sarsmıştır.
Umut veren bir şey varsa hükümetin işi sıkı tuttuğunu düşündüren bir görüntü vermesidir. Bu andan sonra soruşturmanın yarım bırakılması ya da yüzeysel ilerletilmesi milletin kolay affetmeyeceği bir durumu ortaya çıkaracaktır.
6 ŞUBAT DEPREMLERİNDE BORSAYI AÇIK BIRAKANLARA DA DOKUNULACAK MI?
Ülkemiz 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli 2 büyük depremde resmi verilere göre 53 bin 537 insanını kaybetti. Bu felaketin ilk günü ve sonraki günü Borsa İstanbul’da işlemler devam ettirilirken eleştiriler üzerine 8 Şubat’ta 5 günlük kapatma kararı geldi.
O dönemin işlemleri soruşturma konusu yapılmadı. Son aylardaki operasyonlar ise “Borsada soruşturma depremi” başlıklarıyla veriliyor.
Balzac “Goriot Baba”da şöyle diyor: “Gözle görülür bir nedeni bulunmayan servetlerin gizi, temiz yapıldığı için unutulmuş birer cinayettir.”
Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde zam eylemi sırasında canına kıyan emekli polis de bu ülkede, gayrimeşru yolla servetine servet katıp soruşturma konusu olanlar da.
Hazır, faili meçhullerin aydınlatılması için büyük bir gayretin gösterildiği şu günlerde servet cinayetleri de faili meçhul kalmamalı!
OPERASYON SABAHLARI
Geçende radyoda “Bu sabahların bir anlamı olmalı” çalarken sunucu, şarkının 2002 yılında çıktığını hatırlatınca “Demek o kadar oldu ha!” diye bir orta yaş söylemi kendini hemen belli etti.
Deniz Özbey’in harika yorumuyla dinleyiciyle buluşan Vega şarkısının çıktığı dönemi yaşayanlar bugüne kadar az badire atlatmadı.
Yitmiş bir sevgilinin ardından nahif bir sitem barındıran sözleri olan şarkıda Suçum neydi / Neden böyle oldu? diye sorulurken Bu sabah bir umut var içimde / Nasıl olsa geri gelirsin diye sözüyle de karamsarlık kovuluyordu.
Sevgili ülkemin sabahlarını da epeydir operasyonlar dolduruyor. Bunlar belediyelere, çetelere yöneldiği gibi fon soruşturmasındaki gibi usulsüz kazanç sağlayan kişi ve kurumlara da olabiliyor. Evet, bu sabahların da anlamı olmalı.
Radyodaki şarkı, “Uyandım, aradım, bulamadım” diye bitse de artık uyananların aradığını tam manasıyla bulması dileğiyle.
